TÜM ÇALIŞANLAR İÇİN SAĞLIKLI VE GÜVENLİ ÇALIŞMA ORTAMI İSTİYORUZ!
[ İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI OLARAK DEPREM GERÇEĞİNİ UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ. ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ARAMA   WEBMAIL   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

25 EYLÜL 2020, CUMA   

25

İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI OLARAK DEPREM GERÇEĞİNİ UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ.

    Yayına Giriş Tarihi: 17.08.2020 00:00   Güncellenme Zamanı: 17.08.2020 11:53:31  Yayınlayan Birim: KONYA ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 17.08.2020 11:53:28

17 AĞUSTOS 1999 GÖLCÜK VE DAHA SONRA YAŞADIĞIMIZ DİĞER DEPREMLER DE ORTAYA ÇIKAN HER ACININ YÜKÜNÜ OMUZLARIMIZDA, ACISINI İSE KALBİMİZ DE TAŞIYORUZ.

Bugüne kadar yaşamış olduğumuz depremler, ülkemizin bir deprem gerçeği ile karşı karşıya olduğunu ortaya koymaktadır. 100 yıl içerisinde oluşan depremlerde 110 bin insanımız yaşamını yitirmiş, 700 bin mertebesinde yapımız yerle bir olmuştur. Yaşamış olduğumuz depremler, ülkemizin bir deprem ülkesi olduğunu gösteriyor. Bilinmesi gerekir ki depremler sadece can kayıpları ortaya çıkarmaz. Meydana geldikleri bölgenin altyapısını ve ekonomik düzenini bozmakla kalmayıp oldukça ciddi sorunlar da yaratır. Bulaşıcı ve salgın hastalıklar, yaralanma, psikolojik sorunlar, sakat kalma, pazar kaybı, üretim ve gelir kaybı, enflasyon, acil yardım harcamaları, işsizlik ve planlanan yatırımların gecikmesi, çevrenin bozulması ve çevre sorunları gibi önemli sonuçlar doğurmaktadır. 17 Ağustos Depremi bu sonuçların tümünü ortaya çıkaran bir kent deprem olarak kayıtlara girmiştir.

17 Ağustos 1999 yılında yaşanan ve ülke tarihimizin sonuçları itibariyle en acı depremlerinden biri olan 7.4 büyüklüğündeki GÖLCÜK Merkezli depreminin üzerinden 21 yıl geçti.

Resmi sonuçlara göre;

328.113 ev ve işyeri yıkıldı veya hasar gördü!

18.873 insanımız yaşamını yitirirken,23.781 insanımız ise yaralandı!

Marmara Bölgesi başta olmak üzere 16.000.000 insanımız bu depremin sonuçlarını yakından hissetti, 1.000.000`dan fazla insanımız evsiz kaldı, 17.000.000.000 USD`den fazla ekonomik kayıp ortaya çıktı.

Edirne`den Ağrı`ya, Samsun`dan Antalya`ya kadar her aileye uzak veya yakın ölçüde dokundu. Bu nedenle İnşaat Mühendisleri Odası 17 Ağustos 1999 Depreminin bir "MİLAT" olması gerektiğini ilan etti.

17 Ağustos 1999 Depreminden bu yana 21 yıl geçti. Bu arada 2003 yılı Bingöl,2011 yılı Van ve 2020 yılının ocak ayında yaşadığımız Elazığ-Sivrice Depremleri de sonuçları bakımından oldukça acı oldu. Önemli ölçüde can ve mal kayıpları ortaya çıktı.

Son olarak yaşamış olduğumuz Elazığ-Sivrice ve Bingöl-Karlıova depremleri yapı stokumuzun ciddi bir deprem riski altında bulunduğunu bir kez daha göstermiştir. Var olan yapı stokunun deprem riski giderilememiş, "yara sarma" anlayışıyla günün kurtarılmasına çalışılmıştır.

 

Amaç maddesi " yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak" olan 3194 sayılı İmar Kanunu`na Geçici 16. madde eklenmiştir.

Türk İmar Tarihinin bugüne kadar ki en kapsamlı imar affı olan bu düzenleme ile hiçbir mühendislik hizmeti almayan ve bu kanun kapsamında mühendislik hizmeti alması talep bile edilmeyen yapılar, herhangi bir kontrol mekanizması olmaksızın, sadece mal sahibinin beyanı ile kayıt altına alınarak yasal statü kazanmıştır. Mühendislik hizmeti almadan kaçak olarak üretilmiş yapıların süresiz olarak yasal hale getirilmiş olması, devletin sorumluluğunda olması gereken can ve mal güvenliğini bir kenara atmıştır

Tüm yasal kurallara uyarak onun bedelini ödeyen konut ve yapı sahipleriyle birlikte, işini doğru yapan mühendis ve mimarlar cezalandırılmıştır. Açıkçası değerler sistemi bir kez daha ayaklar altına alınmış, kötülük bir kez daha ödüllendirilmiştir.

 

Açıkçası mühendis ve mimarların varlığının, bilgisinin, uzmanlığının yok sayıldığı bir ülkede güvenli yapı üretilmesi imkansızdır!

 

21 insanımızın yaşamını yitirmesine ve 17 insanımızın yaralanmasına neden olan İstanbul Kartal`daki imar affından yararlanmış Yeşilyurt Apartmanı hafızalarımızdaki tazeliğini koruyor. Depremi beklemeden kendi kendisine yıkılan bu yapının enkazı beş günde kaldırılabilmiş olması İstanbul gibi kentlerimizin yaşayacağı bir deprem sonrası sokaklara girilemeyeceğini, çıkan yangınların söndürülemeyeceğini açıkça göstermektedir.

 

Durmadan fayları ve depremi konuşmak insanları depremin yıkıcı etkisinden korumaz!!!!

Bir doğa olayı olan depremin doğal afete dönüşmesini önlemenin yolu, planlama-kentleşme, tasarım, uygulama ve yapı denetim sisteminin sağlıklı bir şekilde işlemesinden geçmektedir. , Planlama ve tasarım aşamasından yapının kullanıma açılmasına kadar geçen tüm süreç, mesleki ve etik yeterliliğe sahip mühendisler tarafından yönetilmeli ve denetlenmelidir

Sosyal Devlet anlayışı çerçevesinde konut stoku yenilenmeli, yaşanacak bir depremde ayakta kalma şansları olmayan kaçak ve mühendislik hizmeti almamış veya eksik almış yapılar öncelikle yıkılmalıdır.

Yapı üretim sürecinin önemli bir parçası olması gereken "Şantiye Şefliği" konusu çözümün değil, sorunun bir parçası olacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.

 

 

 

SONUÇ OLARAK

Can ve mal güvenliğinin sağlanması için depreme dayanıklı yapı üretmekten başka bir yol yoktur.

Bugüne kadar yapılan çalışmalar, deprem öncesi alınacak önlemlerin deprem riskini önemli ölçüde azalttığını ortaya koymuştur. Sorunu sorun olmaktan çıkaracak olan tek yol; deprem yaşanmadan önce alınacak önlemlerde saklıdır. Bu kapsamda Mesleki Yetkinliğin önünü açacak olan ve ciddi bir sorun oluşturan 3458 sayılı yasa mutlaka değiştirilmelidir.

 

Daha güvenli ve yaşanabilir yerleşim yerlerinde yapıların üretilmesi deprem risk yönetiminin temel amaçlarındandır. Bunu sağlamanın en etkili yolu; yerleşim planlarında ana riskleri göz önüne alarak, gerekli düzenlemeleri yapmak ve " Deprem Yönetmeliklerini" ödünsüz bir şekilde uygulamaktır.

 

Deprem yönetmeliğinin ve depreme dayanıklı yapı üretilmesinin ana unsuru inşaat mühendisleridir. Bu nedenle inşaat mühendislerinin iyi yetişmiş olmaları gerekir. Bu duruma rağmen Fiziki şartları yetersiz, öğretim kadroları son derece zayıf, laboratuvarı olmayan ve oldukça fazla kontenjana sahip okulların inşaat mühendisliği diploması veren okullara dönüşmüş olması kabul edilemez.

 

Bilime, bilgiye, mühendisliğe, akla ve insana önem veren uygulamalar sorunun değil çözümün yoludur. 17 Ağustos yıkımının 21.yıldönümünde ilgilileri bir kez daha uyarıyoruz.

 

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Konya Şubesi Yönetim Kurulu


Okunma Sayısı: 7

Konya Şube Kaynaklı Gündem »
Tüm Gündem »

Sayfayı Yazdır

   

Key Yazılım Çözümleri A.Ş.